
Son yıllarda beyaz eşya platformlarında, şikayet sitelerinde ve tüketici forumlarında en çok ses getiren başlıklardan biri “Henüz 2-3-4 yıllık çamaşır makinem paslanmaya başladı!” şeklinde oluyor. Eskiden 15-20 yıl paslanmadan çalışan makinelerin yerini, garanti süresi biter bitmez gövdesi dökülen, korozyona uğrayan cihazlar aldı. Tüketiciler, servisi çağırdıklarında genellikle “nemli ortam” veya “kullanıcı hatası” yanıtını alarak hayal kırıklığına uğruyor. Konu başlığını oluşturmama neden olan bir Hakem Heyeti Tüketici Başvuru dosyasında da tüketiciye açık şekilde sorunun kaynağının kendisi olduğu, ürünün lavabo yakınında olması nedeniyle paslandığı belirtilmiş durumda ancak komisyonun konuya bakış açısı daha farklı şekilde oldu. Hakem Heyeti kararına yazımın sonuna doğru değineceğim ama önce bazı teknik detaylara girmem gerekecek.
Peki, gerçekte neler oluyor? Marka fark etmeksizin üretim kaliteleri neden düştü ve bu durum teknik olarak nasıl açıklanır? Bu yazımda erken paslanmanın teknik, kimyasal ve metalurjik nedenlerini masaya yatırıp, elimdeki örnek hakem heyeti kararıyla hakkınızı nasıl arayacağınızı anlatacağım.
Paslanmanın Derin Nedenleri Nelerdir?
Bir beyaz eşyanın korozyon direncini ve ömrünü belirleyen en önemli faktör, dış sacın kalitesi ve yüzey işlemidir. Günümüzde “maliyet optimizasyonu” adı altında üretim süreçlerinde ciddi kalite düşüşleri, kesit inceltmeleri ve kullanılan materyallerin zayıflığının olumsuz yan etkileri yaşanıyor.

Maliyet Odaklı Üretim ve Düşük Metal Kalitesi
- Düşük Kaliteli Sac Kullanımı: Eskiden kullanılan, korozyon direnci yüksek galvanizli saclar (çinko kaplı saclar) yerine, maliyet kaygısıyla daha düşük mikron kalınlığına sahip veya alaşım kalitesi zayıf metal plakalar tercih ediliyor. Bu durum, metalin oksidasyona karşı direncini korkutucu şekilde düşürüyor.
- Eksik Astar ve Boya Teknolojisi: Metal yüzeylerin atmosferik etkilerden korunmasında astar, boyanın altındaki en kritik katmandır. Üretim maliyetini kısmak için, elektrostatik toz boya öncesi uygulanan “kataforez astar” işleminin süresi kısaltılmakta veya mikron değerleri standartların altına düşürülmektedir. Astarın eksik olması, boyanın metale yapışmasını engeller ve en ufak bir çizikte korozyonun içten içe yayılmasına neden olur.
Tasarım Hataları Nedeniyle Korozyonun Başlangıç Noktaları
- Deterjan Kutusu Bölgesindeki Su Sızması: Yazının ilerleyen kısımlarında inceleyeceğimiz hakem heyeti kararında da belirtildiği gibi, makinenin deterjan kutusu bölgesindeki havalandırma boşluklarından iç gövdeye su sızması kronik bir tasarım hatasıdır. Su, sacın iç yüzeyine (boyasız ve astarsız kısma) ulaştığında korozyon içeriden dışarıya doğru başlar.
- Kenar ve Köşe Korumasızlığı: Sacın kesim noktaları (saç levhaların büküldüğü ve kesildiği kenarlar) korozyona en açık yerlerdir. Eğer bu keskin kenarlar yeterince koruyucu kimyasalla kaplanmazsa, nem buralardan metale “sızar” ve boyayı kaldırır. Benim evimdeki 9 aylık Beko makinede olduğu gibi.
- Aşağıda görülen makine, benim evimdeki 9 aylık makine, ben bu deformasyonları 3 ay önce gördüm yani daha 6 aylıkken bile makineler fire vermeye başlıyor, bunların paslanmaya dönme ve dönüşü olmayan şekle girme süreci 1-2 seneyi buluyor. 3 üncü küçük görseldeki yer deterjan çekmece kapağının hemen alt tarafı, tasarım hatası ile kendi deterjan çekmecesinden dolayı boya atığı oluştuğu çok belli, yine iç noktada göreceğiniz o havadanlık bölümü gibi duşlamalardan dışarı taşan sular da firmalar tarafından sürekli ”KULLANICI HATASI” olarak değerlendiriliyor. Burada kullanıcının nasıl bir hatası olabilir mesela?

Kimyasal Tepkimeler ve Vernik Kaybı
Tüketicilerin kullandığı deterjanlardaki kimyasal maddeler, zamanla dış yüzeydeki koruyucu vernik tabakasını çözebilir. Bu vernik tabakası kaybolduğunda, boya metali koruyamaz hale gelir ve oksidasyon başlar. Bu da demek oluyor ki üretim esnasında zaten içeriği BİLİNİYOR olan bu deterjanlara uygun kalite ve dayanımda ürün üretilmesi gerekir. Biz mesela evimizde sıvı deterjan olan markalar kullanıyoruz. İçeriklerine baktığımızda kimyasal türevleri belli. Bu türevler “Yeni Nesil Konsantre ve Enzimatik” sınıfına giriyor. Peki bundan 40 yıl önce de kimyasal değil miydi bu deterjanlar? Neler değişti de durum daha farklı bir hal aldı?
Deterjan dünyasında son 40 yılda yaşanan değişim, aslında kimya endüstrisindeki “çevrecilik vs. maliyet” savaşının bir özeti gibidir. 1980’lerin yoğun, agresif ve çevreyi hiçe sayan formüllerinden, günümüzün daha kompleks ancak bazen makine aksamına (ve metale) daha sert davranan konsantre formüllerine geçiş yaptık. Hatta benim jenerasyon hatırlar, o yollarda bulaşık deterjanları DDP gibi bir şeydi, sonradan LAB’lı diye yeni nesil ve ellere zararvermeyenini çıkartmışlardı ve boy boy reklamları dönmüştü televizyonlarda.
40 yıl öncesi ile bugün arasındaki temel kimyasal farklar şunlar
Deterjanlarda Fosfatlardan Zeolitlere Neden Geçildi?
- 40 Yıl Önce: Deterjanların ana bileşeni Sodyum Tripolifosfat (STPP) idi. Fosfatlar suyu yumuşatma ve kiri askıda tutma konusunda mükemmeldi ancak göllerde aşırı yosunlaşmaya (eutrophication) neden olup su altı yaşamını öldürüyordu.
- Bugün: Çoğu ülkede fosfat yasaklandı. Yerine Zeolitler ve sitratlar geldi. Zeolitler çevreci olsa da suda çözünmezler. Makine kazanında ve borularda “kireç benzeri” beyaz kalıntılar bırakma eğilimleri daha yüksektir.
Sürfaktan (Yüzey Aktif Madde) Evrimi
- 40 Yıl Önce: Daha çok sert kimyasallar ve dallanmış yapılı sürfaktanlar kullanılıyordu. Bunlar çok köpürürdü ancak doğada parçalanmaları zordu.
- Bugün: Lineer Alkil Benzen Sülfonat (LAS) gibi biyolojik olarak parçalanabilen sürfaktanlar standart oldu. Ayrıca düşük sıcaklıklarda (30°C) bile yağ çözebilen non-iyonik sürfaktanların oranı arttı. Ancak bu yeni nesil kimyasallar, makine gövdesindeki düşük kaliteli boya ve koruyucu verniklerle daha hızlı tepkimeye girebilmektedir. Bunu biz tüketici olarak biliyorsak veya basit bir araştırma ile bu bilgiye erişebiliyorsak, makineyi üreten nasıl bilmeyebilir?
Enzim Teknolojisinin Yükselişi
- 40 Yıl Önce: Enzim kullanımı oldukça sınırlıydı. Temizlik esas olarak yüksek ısı (90°C) ve güçlü alkali maddelerle sağlanıyordu.
- Bugün: Modern deterjanlar birer “biyolojik kokteyl” gibidir. Proteaz (protein), Amilaz (nişasta), Lipaz (yağ) ve Selülaz (lif bakımı) enzimleri sayesinde 30-40 derecede temizlik mümkün hale geldi. Selülaz enzimi, kumaşın tüylenmesini engelleyerek renklerin parlak kalmasını sağlar.
Optik Parlatıcılar ve Dolgu Maddeleri
- 40 Yıl Önce: Deterjan paketleri çok büyüktü çünkü içinde temizliğe katkısı olmayan Sodyum Sülfat gibi dolgu maddeleri çok fazlaydı. “Çok deterjan, çok temizlik” algısı vardı.
- Bugün: “Konsantre” devrimi ile dolgu maddeleri azaltıldı. Ancak beyazları daha beyaz göstermek için kullanılan Optik Parlatıcılar (floresan maddeler) çok daha sofistike hale geldi. Bu maddeler ışığı yansıtarak gözü yanıltır; ancak metal yüzeylerde biriktiğinde mikroskobik düzeyde korozyonu tetikleyebilecek kimyasal bir katman oluşturabilirler.
Ağartıcı Sistemleri
- 40 Yıl Önce: Klor bazlı ağartıcılar yaygındı. Bunlar hem kumaşı yıpratıyor hem de makine contalarına zarar veriyordu.
- Bugün: Oksijen bazlı ağartıcılar (Sodyum Perkarbonat) ve bunları düşük ısıda aktive eden TAED gibi bileşikler kullanılıyor. Bu sistem daha güvenli olsa da, suyla temas ettiği anda açığa çıkan aktif oksijen, makine içindeki korumasız metal aksamlarda (özellikle o bahsettiğimiz ucuzlatılmış saclarda) “oksidasyonu” yani paslanmayı hızlandıran bir faktöre dönüşebiliyor.
Peki Neden Eskiden Paslanmıyordu?
Eskiden deterjanlar daha “basit” ama daha “sert” idi. Ancak o dönemdeki beyaz eşya materyalleri BUNA RAĞMEN çok daha dayanıklıydı. Saclar daha kalın, astar boyaları daha zengindi. Bugünün deterjanları düşük ısıda iş yapabilmek için çok aktif kimyasallar ve enzimler içeriyor. Bu aktif kimyasallar, “maliyet optimizasyonu” ile inceltilmiş ve koruma katmanı zayıflatılmış modern saclarla karşılaştığında, 40 yıl öncesine göre çok daha hızlı bir korozyon süreci başlıyor ne yazık ki.
Tüketici Her zaman Haklı mı? Hiç mi Kusuru Yok?Önlemler, Uyarılar ve Kullanıcı Sorumlulukları
Firmaların “kullanıcı hatası” savunmasına sığınmaması için tüketicilerin önlem alması kritiktir zira tüketicilerin de elbette ki BİLİNÇSİZ kullanımı nedeniyle deforme olan ürünleri de defalarca tespit etmişliğimiz var fakat asıl önlemi firmalar almalıdır,yine de tüketici BİLİNÇLİ bir kullanıcı olmalıdır. Ayrıca bu durum, alınmayan önlemler ve tasarım hatası gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Tüketici tarafına da bakalım.
Nem Yönetimi ve Havalandırma
- Banyo Havalandırması: Çamaşır makineleri nemli ortamda çalışmak üzere tasarlanmalıdır (zira konutların çoğunda banyoda bulunurlar), ancak yine de sizler de tüketici olarak banyonuzda yeterli doğal veya mekanik havalandırma olduğundan emin olun.
- Duş Kabini Yanı: Makineyi mümkünse direkt duş kabini yanına, su sıçrayacak veya buhar yoğunlaşacak şekilde konumlandırmayın. Bu durum karşı tarafa gerekwsiz koz vermekte ve mağdur olan taraf siz olmaktasınız.
Doğru Temizlik ve Kurulama
- Aşır Kimyasallar: Makinenin dış yüzeyini asla çamaşır suyu, tuz ruhu veya ağır kimyasal içeren deterjanlarla silmeyin. Bu, koruyucu boya ve vernik tabakasını çözer.
- Kurulama: Özellikle deterjan çekmecesinin altındaki bölgeyi ve kapak etrafındaki su kalıntılarını her yıkama sonrası kurulayın.
- Şu görseldeki 9 aylık makinenin hali bunun nedenini basitçe izah eder.

BLDC Motorlarda Çalışma Prensibi ve Ölçüm Teknikleri Konusuna Buradan Ulaşabilirsiniz.
Hukuki Süreç ve Tüketici Hatası OLMAYAN Durumlarda Hak Arama
Servis “nemli ortam” diyerek kullanıcıyı suçladıysa ve makineniz garanti süresi içerisinde veya bittikten kısa bir süre sonra paslandıysa, bu durum genellikle “gizli ayıp” veya “tasarım hatası”dır.
Elimizde buna dair çok güçlü bir referans var.
Emsal Tüketici Hakem Heyeti Kararı Analizi
Size paylaştığım 0572202600000725 sayılı Fethiye İlçe Tüketici Hakem Heyeti kararı, bu tür şikayetler için bir rehber niteliğindedir. Heyet, incelemesinde şu can alıcı tespitleri yapmıştır:
- Üreticinin Tasarım Sorumluluğu: Heyet, Türkiye’deki konut stokunun %70’inde çamaşır makinelerinin banyoda durduğunu, üreticinin bu gerçeği bilerek üretim yapması gerektiğini vurgulamıştır. “Banyoya koymuşsunuz, paslanmış” savunması hukuka aykırı bulunmuştur. (Heyet kararı yazının sonunda paylaşılacaktır)
- Gizli Ayıp ve Tasarım Hatası: Paslanmanın dışarıdan değil, makinenin iç aksamındaki havalandırma boşluklarından sızan sudan kaynaklandığı, bunun bir “tasarım hatası” olduğu ve dolayısıyla “gizli ayıp” niteliği taşıdığı belirtilmiştir. Kararda, deterjan kutusu bölgesindeki su sızmasının iç duvardan aşağı süzüldüğü ve korozyonu tetiklediği tespit edilmiştir.
- Zamanaşımı Geçersizdir: Gizli ayıplarda (üretim ve tasarım hatası varsa) zamanaşımı kuralları tüketici aleyhine katı bir şekilde uygulanmaz. Cihazın garantisi bitse bile gizli ayıp nedeniyle hak aranabilir.
Nasıl Başvuracaksınız?
- Servis Formu Alın: Servisi çağırın ve paslanmayı tespit ettirin. Eğer “ücretli onarım” derlerse, formu mutlaka “kabul etmiyorum, tasarım hatası olduğunu düşünüyorum” şerhiyle alın.
- Fotoğraflayın: Paslanmanın olduğu bölgeyi, özellikle deterjan çekmecesinin altını detaylıca fotoğraflayın.
- TÜBİS Başvurusu: E-Devlet üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla Hakem Heyeti’ne başvurun. Dilekçenizde yukarıdaki teknik nedenleri ve paylaştığım emsal kararı referans göstererek “cihazın nemli ortamda kullanılacağı öngörülerek üretilmediği, tasarım hatası bulunduğu ve gizli ayıp” hususunu belirtin. “Ücretsiz onarım” veya “ürün değişimi” talep edin.
- Örnek bir dilekçe taslağını finalde sizlere paylaşırım.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru: Çamaşır makinesi paslanması kullanıcı hatası mıdır?
Cevap: Bu sorunun cevabı direkt olarak ”Evet” veya ”Hayır” şeklinde değildir, nadir dosyalarda gerçekten tüketici kaynaklı paslanmalar da tespit edilmiştir ancak genel olarak ürünler tüketici hatası kaynaklı değil, üretim kusuru veya tasarım hatası kaynaklı şekilde deforme olmaktadır. Buna en basit örneği size şu içerik ile paylaşabilirim.
Soru: Garanti süresi biten makinem paslandı, hakkımı arayabilir miyim?
Cevap: Evet, eğer paslanma bir tasarım hatası veya üretim kusuruna (gizli ayıp) dayanıyorsa, zamanaşımı süresi geçersizdir ve Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurarak “gizli ayıp” kapsamında hak talep edebilirsiniz. Bunun için başvuru dilekçenizde bilirkişi talep ederek ilgili paslanmanın siz kaynaklı OLMADIĞINI rapor altına aldırmanız gerekir.
Soru: Tüketici Hakem Heyeti kararı emsal teşkil eder mi?
Cevap: Paylaştığım Fethiye İlçe Hakem Heyeti kararı gibi kararlar, Mahkeme Kararı niteliğindedir ve bağlayıcıdır ancak THH kararlarının itiraz yolu açıktır. Benzer teknik gerekçelere dayanan diğer tüketiciler için ÖRNEK teşkil eder ve başvuruların haklı bulunma ihtimalini artırır. Emsal karar ile örnek karar birbirinden farklı yorumlanır. Örnek karar; Bir mahkemenin veya hakem heyetinin benzer bir olayda verdiği herhangi bir karardır. Emsal Karar ise; Verilen kararın hukuki gerekçelerinin o kadar sağlam, mantıklı ve kanuna uygun olmasıdır ki; artık o türdeki tüm benzer olaylar için bir “standart” haline gelmesi durumudur.
Mesela TV Ölü pixel konularında tüketicilerin taleplerinde emsal gösterdiğimiz Yargıtay Ankara 13. Hukuk dairesinin 2013/1750 saylı kararı EMSAL KARAR olarak geçer ve bu karar emsal gösteridliği için ölü pixel talepli tüm başvurular tüketici lehine sonuçlanır.
Sonuç olarak; Paslanma sadece görsel bir kusur değil, metalin yorulmasına ve cihazın ömrünün bitmesine neden olan yapısal bir sorundur. Marka ne olursa olsun, hakkınızı arayarak “ücretsiz onarım” veya “ürün değişimi” talep etme hakkınız saklıdır.
Hakem Heyeti Kararındaki İnce Detaylar Neler?
Yukarıda elimden geldiğince ince detayları sizlere aktarmış olsam da bir de şu hakem heyeti kararı neymiş, Nelere değinilmiş , Teknik dayank kısmında nelere vurgu yapılmış ona bakalım.
İlgili dosya ve delil niteliğindeki sunulan belgeler, Tüketici Hakem Heyetleri Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 4’üncü bölüm Madde 23/2’si doğrultusunda, Komisyon’da uzmanlık alanı şikâyeti kapsayan üye bulunması çerçevesinde ele alınmıştır.
Tüketici şikâyetinde özetle; satın aldığı Bosch marka ve garanti kapsamındaki çamaşır makinesinde paslanma şikâyeti nedeniyle ücretsiz onarım talep ettiğini, ancak kendisinden 6000 TL ücret talep edilerek bunun tüketici hatası olduğunu belirtmiş ve yasal seçimlik haklarını kullanmak istediği ifade edilmiştir.
Karşı taraf savunmasında özetle; üründe kullanıcı hatası bulunduğu, lavabonun yanında kullanıldığı için paslanmanın dış etken kaynaklı sıvı ve kimyasal nedeniyle oluştuğu, bedelsiz onarım talebinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2’nci maddesine aykırı olduğu belirtilmiş ve talebin reddi gerektiği beyan edilmiştir.
Dosya bütün olarak değerlendirilip tüm kontroller sağlandığında şu açıklamaların yapılması gerekliliği hasıl olmuştur:
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde toplam 26 milyon 977 bin 795 hane bulunmaktadır. Beyaz eşya sektörü verileri (TÜRKBESD satış rakamları ve tüketim alışkanlıkları) ile eski TÜİK tahminlerine göre, bu hanelerin %95-98’inde çamaşır makinesi kullanılmaktadır. Yapı stoğu ve mimari uygulama gözlemlerine göre ise konutların büyük çoğunluğunda (%70 civarında) çamaşır makineleri evlerin banyolarında kuruludur; kalan kısım mutfak, koridor ve benzeri yerleri işaret etmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bina koşulları ülke yapı stokunun yarısından fazlasında çamaşır makinelerine banyoda yer verecek şekilde tasarlanmıştır. Dolayısıyla “banyo içerisinde”, “lavabo yanında”, “duş kabini karşısında” gibi ifadelerle bir ürünü garanti dışı bırakmak, öncelikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesine (dürüstlük kuralı) aykırılık teşkil eder. Diğer yandan, 10.01.2015 tarihli ve 29232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği Madde 28/(1) kapsamında da haksız ticari uygulama yasağına aykırılık oluşturur.
Zira tüketici, konunun uzmanı olmayan ve yalnızca kullanıcı sıfatını taşıyan taraftır; bir çamaşır makinesinin nereye kurulması gerektiğine karar verecek taraf üretici/satıcı/servis sağlayıcıdır. Bir üretici, ülkedeki yapı stoklarının gerçeklerine uygun kalite ve dayanımda üretim yapmıyorsa; suyla çalışan ve su sıçramalarına maruz kalacağı bilinen bir ürünü bu koşullara uygun üretmiyorsa; bir satıcı ürünü satarken tüketicinin kullanım yerini sormadan satıyor ve üründe sorun çıkınca “lavabo yanına kurulmuş” diyerek garanti dışı bırakıyorsa veya yetkili servis ”uzman” sıfatıyla, kurulmaması gereken yere makineyi kuruyorsa, meydana gelen deformasyondan tüketici sorumlu tutulamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesine asıl aykırılık buradadır.
Konunun teknik açıklaması da şöyledir: Paslanmanın görünen kısmı dışarıda olsa da asıl paslanmanın başlangıç noktası içeridedir. Makinenin tasarımında deterjan kutu grubunun bulunduğu noktadaki havalandırmadan iç gövdeye doğru, her yıkamada su alma aşamasında sıçramalar meydana gelmekte; bu sıçramalar havalandırmadan iç duvara sıçrayıp aşağı süzülerek etekte birikmektedir. Bu döngü aylar/yıllar boyunca devam ettiğinden erken paslanma sorunu ortaya çıkmaktadır. Delil nitelikli sunulan görsel, paslanmanın DIŞA VURMUŞ halidir. Bahsi geçen sorun sadece şikâyetçi tüketicide değil, genel bir sorundur (benzer şikâyetler sıkça rapor edilmektedir) ve gizli ayıp niteliğindedir. Gizli ayıplarda zaman aşımı geçerli değildir ve bu tasarım hatası kaynaklı sorun tüketiciye yüklenemez.
Şikâyet dilekçesinde görüldüğü üzere, tüketici dürüstlük kurallarına son derece bağlı kalarak komple ürün değişimi yerine yalnızca ücretsiz onarım talep etmiştir. Aynı zamanda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesi hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “hemen ihbar” yükümlülüğünü yerine getirdiği anlaşılmaktadır.
Komisyonumuz, dosyada haksız edinim girişimi görmemiş olup; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11’inci maddesi ile tüketiciye sunulan seçimlik haklarından onarım olanını kullanmasında herhangi bir engel görmemiştir.
Yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde talebin kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.
Peki şimdi bu yukarıdaki Hakem Heyeti Kararından sonra siz de evinizde garanti dahilinde ve paslanmış olan ürününüz için başvuruda bulunmak için ne yapabilirsiniz? Bu durumda size bir de taslak dilekçe gerekir. Ben sizin için onu da aşağıya oluşturayım, bu metni kopyalayıp bilgisayarınıza indirin, noktalı alanlardaki eksik bilgileri doldurun ve Edevlet üzerinden, dilerseniz bölgenizdeki Hakem Heyetine elden teslim edin ama delillerinizi eklemeyi lütfen unutmayınız. Delil olarak örnek hakem heyeti kararı çıktısını almayı da ihmal etmeyiniz. Bunları sizin için doküman olarak yükleyeceğim, İndirebilirsiniz.
Sizin de makinenizde garanti süresi bittikten kısa süre sonra paslanma başladı mı, servis bu duruma ne dedi?
Yorumlarda Lütfen Paylaşın!
Hakem Heyeti Başvurusu için Örnek Dilekçe Tıkla İndir Boş yerleri Doldur ve Başvurunu Yap
Örnek Hakem Heyeti Kararını Delil Olarak Eklemek için Tıkla İndir
UYARI!
THH kararları bağlayıcıdır fakat firmaların itiraz hakkı vardır. Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Tüketici Mahkemesi’ne (TM yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne) itiraz edebilirler.
İtiraz icrayı otomatik durdurmaz. Mahkeme yeniden bakar, bilirkişi atayabilir. Eğer mahkeme firma lehine karar verirse, özellikle tüketici lehine verilmiş THH kararlarında nispi vekâlet ücreti + bilirkişi ve yargılama giderleri tüketiciye rücu edilir. Bu yüzden süreç başlatırken bu riskleri ve masraf ihtimalini mutlaka hesaplayınız.
Adalet yine yerini bulmuş.
Geri bildirim: Fabrika Sac Boya Aynı. Birisi Paslanıyor, Birisi Paslanmıyor
Geri bildirim: Rota Minke 24.000 BTU İklimlendirmenin Barracuda’sı mı?