
Kış aylarında hepimizin yaptığı o klasik ritüeli bilirsiniz: Evi havalandırmak için pencereleri sonuna kadar açar, içerisi buz gibi olunca pencereleri kapatıp klimayı veya kombiyi açarız. Peki, o sırada odadaki havaya fiziksel olarak neler olduğunu hiç düşündünüz mü?
Geçtiğimiz günlerde, sabah saat 10:00 ile 11:00 arasında tam da bu senaryoyu yaşarken sensör verilerimi kaydettim ve ortaya çıkan sonuçlar, “konforlu ısınma” hakkında bize harika ipuçları verdi.
15 Dereceden 25 Dereceye Yolculuk
Pencereler açıkken salonun sıcaklığı yaklaşık 15°C civarındaydı. Pencereleri kapatıp klimayı 24°C ısıtma moduna aldığımda, içerisi yaklaşık bir saat içinde 25°C‘ye kadar ısındı.
Normal şartlarda fizik kuralları bize şunu söyler: “Sıcaklık artarsa, havanın bağıl nemi düşer.”

Bunu basitçe şöyle hayal edebilirsiniz: Havadaki nemi bir bardak su gibi düşünün. Hava soğukken bardağımız küçüktür ve su bardağın yarısını (%50) doldurur. Ancak havayı ısıttığınızda o bardak fiziksel olarak büyür (genleşir). İçindeki su miktarı aynı kalsa bile, bardak kocaman olduğu için su artık dibinde kalır (%20). İşte biz buna “nemsiz kaldık, hava kurudu” deriz.
Verilerdeki “Gizli Kahraman”
Teorik hesaplamalarıma göre, sıcaklık 15 dereceden 25 dereceye fırladığında, odadaki nemin %42’den %23’lere çakılması gerekiyordu. Bu da kupkuru, genzi yakan, rahatsız edici bir hava demektir.
Ancak sensör verilerime baktığımda Nem sadece %40’a düşmüştü!
Peki, fizik kuralları mı bozuldu? Hayır. O sırada eşimle yaptığımız sabah kahvaltısı devreye girdi. Demlenen çayın buharı, sıcak yiyecekler ve odada iki kişinin nefes alıp vermesi, havaya sürekli taze nem pompaladı. Klimanın kurutmaya çalıştığı havayı, bizim kahvaltı keyfimiz nemlendirdi ve dengeledi.
Tabi ki bu durum geiciydi.
Neden Nemlendirici Kullanmalıyız? (Tasarruf Sırrı)
Bu deneyden çıkaracağımız çok önemli bir “tasarruf ve konfor” dersi var ki o da Hissedilen Sıcaklık.
İnsan vücudu, nemli havayı kuru havadan daha sıcak hisseder.
- Eğer o sabah odadaki nem teorik olarak olması gerektiği gibi %23’e düşseydi, biz 25 derece sıcaklığı aslında 23.8°C gibi (biraz serin) hissedecektik.
- Ancak nem %40’ta kaldığı için, sıcaklığı termometreyle aynı, yani 25.6°C hissettik.
- Eğer bir nemlendirici cihaz çalıştırıp nemi %55 yapsaydık, sıcaklık 27°C gibi hissettirecekti!
Buradan net şekilde anlaşılıyor ki kışın ısınmak için sadece dereceyi yükseltmek yetmez. Evinizdeki nem oranını %45-55 aralığında tutarsanız, termostatı 1-2 derece düşürseniz bile üşümezsiniz. Bu hem cildiniz ve solunum yollarınız için daha sağlıklıdır, hem de ay sonunda doğalgaz veya elektrik faturanızda ciddi bir tasarruf sağlar.
Kritik Uyarı “Nemli Hava Geç Isınır” Efsanesi ve Fatura Tuzağı
Kış aylarında sıkça duyduğumuz bir şehir efsanesi vardır: “Nemli havayı ısıtmak zordur, su molekülleri ısıyı emer, fatura kabarır.”
Fiziksel olarak baktığımızda bu cümle teknik olarak doğrudur; su molekülleri ısıyı sever ve depolamak ister. Ancak mühendislik hesaplamalarıyla bu duruma mercek tuttuğumuzda, asıl tehlikenin tam tersi yerde, yani kuru havada saklandığını görüyoruz.
Verilerimiz üzerinden yaptığımız simülasyon sonuçları, bu konuda ezber bozan bir gerçeği ortaya koyuyor:
Fiziksel Gerçek (Termometreye Bakarsak)
Eğer amacımız sadece termometrede 25.3°C görmek olsaydı:
- Kuru Havayı (%30 Nem) 25.3°C yapmak için: 1.29 kWh enerji harcarız.
- İdeal Havayı (%60 Nem) 25.3°C yapmak için: 1.30 kWh enerji harcarız.
Sonuç: Nemli havayı ısıtmak faturanıza sadece %0.2 (Binde 2) oranında bir fark yansıtır. Yani pratikte yok sayılabilecek, kuruşlarla bile ifade edilemeyecek kadar küçük bir farktır.
Konfor Gerçeği (Hissedilen Sıcaklığa Bakarsak)
Asıl “tuzak” burada devreye giriyor. Çünkü biz evimizde termometreye bakarak değil, üşüyüp üşümediğimize bakarak yaşıyoruz.
- Senaryo A (Doğru Olan): Evinizde nem %60 ve sıcaklık 25.3°C. Kendinizi sıcak ve konforlu hissedersiniz. Tüketiminiz 1.30 kWh.
- Senaryo B (Kuru Hava Tuzağı): Evinizde nem %30 (Kuru). Senaryo A’daki o sıcaklık hissini yakalamak istiyorsunuz. Ancak hava kuru olduğu için üşüyorsunuz. Aynı ısınma hissini yakalamak için termostatı 25.3°C değil, yaklaşık 27.9°C’ye çıkarmak zorunda kalırsınız!
Acı Reçete Kuru havada o konforu yakalamaya çalışmak, enerji tüketiminizi 1.66 kWh seviyesine çıkarır.
Bu ne demek biliyor musunuz? Suyu ısıtmaktan kaçınırken, kuru havada ısınmaya çalışmak size %27 daha fazla enerji tüketimi olarak geri döner!
Suyu ısıtmaktan korkmayın, havayı kurutup klimayı/kombiyi fazladan çalıştırmaktan korkun! Nemi %45-55 aralığında tutmak, faturanızı şişiren değil, tam tersine sizi “boşuna yakmaktan” kurtaran en büyük dostunuzdur.
Bir sonraki havalandırma seansınızda, nemi de misafir etmeyi unutmayın!
Sevgilerimle